kadıköy bayan escort

logo

EREĞLİ TSO’DA YAŞANAN TARTIŞMALAR ÜZERİNE…


Doğan Gönüllü
dogangonullu@gmail.com

 

.

“Neden mi artık insan ilişkilerinde daha dikkatli olmak zorundayız? Çünkü insanlar iyi biri olmaktan çok iyi biriymiş gibi olmayı öğrenmiş.”

Yukarıdaki cümleyi;  ticari ve sosyal yaşamına her zaman değer verdiğim, örnek insan ağabeyim Hayrettin Aksoy’la sohbet sırasında, özel kütüphanesinde çıkartıp bana hediye ettiği  ‘İki Söz’ (Kahraman Tazeoğlu/Destek Yayınları) adlı kitabından alıntıladım.

Oysa oğlum Hazar’ın gönderdiği “En büyük düşmanımız ön yargı, en büyük ihtiyacımız diyalog…” sözlerinin sahibi Cemil Meriç’in ‘Bu Ülke’ kitabını ne yazık ki sadece karıştırabilmiş ve ‘Düşmanlarımın Tanrısı’ paragrafının altındaki şu cümlelerin altını çizmiştim:

“Akıl devlerin değil cücelerin silahı. İnsiyaktan daha ahmak bir meleke. Küstah şımarık, mütecaviz. Hırsız fenerinin soluk ve şüpheli aydınlığı. Toprak köleleri bu Tanrı sayesinde zzincirleri kırdılar, fakat insanlık ne kazandı?

İnanç asildir. Medeniyet onun esri. Biri mühendisleri yaratır, öteki kahramanları.

Gerçek akıl, ilahi bir mevhibedir; aşka, sonsuza, feragata kanatlandırır bizi. İnsanı maddeye ve rakkama zincirleyen bu miskin meleke, yabancı bir tanrıdır: Düşmanlarımızın Tanrısı”

Kutsal duyguların yoğunlaştığı mübarek Kurban Bayramı öncesi çok yerinde değil ama sözü önceki gün Ereğli TSO toplantına getirmek için girizgâh yapmaya çalışıyorum! Ve birbirinden alakasız gibi görünen cümleler/sözler,  olaylarla birlikte, ‘İnsan topluluğu silueti’ haline geliveriyorlar kafamda….

“iyi biri olmaktan çok iyi biriymiş gibi görünen ve önyargıyı diyaloğa tercih eden; küstah şımarık, mütecaviz insanlar” silueti!.. (sözüm meclisten dışarıdır)

Gerçeğin yerini hiç bir şey tutmaz diyelim ve diyalogları aktararak başlayalım:

Efendim; Bendeniz TSO toplantısının soru cevap bölümünde, -toplantıyı bir türlü kontrol edemeyen- Arslan Keleş’e hitaben “Üniversite kampüsü için sıfırdan başlıyoruz dediniz ancak Sizden önceki de bir-iki- hatta üç dönem öncesine kadar gidersek (Ereğli’ye üniverste kampüsü için) çok samimi çabalar sarf edildiğini gerek basın gerekse sizler biliyor olmalısınız. Yani sıfırdan başlanmıyor…” dediğim an, Arslan Keleş’i susturan Mevlüt Özdemir(M.Ö), kendi tabiri ile yüksek heyecanla(bize göre agresif/sinirle//hırsla) lafa girdi ve bana dönerek :

M.Ö. : “Bakın burada siyaset yapmayın! (Önceki TSO yönetiminin kampüs için çizdirmeye çalıştığı) Avam proje hazırlanmamış. Akabinde çıkın hepiniz de söyleyin. Belediye oranın askeriyeye devredilmesi için kampanya yürütmüş. Bunu da söyleyin Arkadaşlar” dedi.

ve sonra diyalog  aynen şöyle gelişti:

D.G: Biz bunu bilmiyoruz; Tekrarlar mısınız?

M.Ö: Söyleyin bunu; Belediye oranın Üniversite alanından çıkarılması için kampanya hazırlamış, gereğini de yapmış. Bun uda söyleyin. Bilmiyor musunuz bunu, yapmayın arkadaşlar!..

D.G: İlk defa duyuyorum ben. Teşekkür ederiz biz gerçekten bilmiyorduk. Ben burada ticaret sanayi odası önceki yönetimlerinden bahsediyorum siz ise…

M.Ö: Yapmayın arkadaşlar gazetecisiniz. Avam proje hazırlansaydı, belediye gereğini yapsaydı bugün orası üniversite olurdu. Arkadaşların çoğu(eli ile başkanları işaret ederek) siyaset içinde olduğu için söyleyemiyor Belki ama siz gazetecisiniz…

D.G: Bakın avam proje hazırlanmasını önceki TSO o yönetimi teklif etti, firmayı da buldu. Fikri(Kapan) bey bu konuyu daha iyi biliyor.

M.Ö.: Ödemeyi kim yapacaktı

D.G: Ticaret odası

M.Ö: Yapmış mı peki

D.G: Efendim kabul edilmedi ki proje. Ödeme yapılsın. Bakın yiğidi öldürüp hakkını yemeyelim

Şafak Erel: Projeyi önce TSO sonra belediye üstlendi,  sonra devreye Çaturoğlu girdi…

D.G: Sayın Keleş; Mevlüt bey Soruyu provoke etti ancak benim sorum şuydu

M.Ö: Bakın ben provoke falan değil gerçeği söyledim.

D.G: Bu size göre gerçek Mevlüt Bey

M.Ö: Bakın siyasette ve ticarette aldığımız yol önemli, Yaptığınız yorum değil!..

D.G: Ama yorumu siz yapıyorsunuz.

M.Ö: Ben yorum yapmıyorum yapılan bir şey varsa gerçeği söyleyin diyorum

D.G: Ben belediye başkanına bunu soracağım böyle bir kampanya başlattınız mı diye yazılı olarak soracağım.

M.Ö: Gidin sorun o zaman. 50 tane gazetecinin arasında haybeye konuşacak halim yok herhalde

Tartışma devam ediyor.  Devamında Arslan Keleş ve İlhan Yazcıoğlu ikilisi de Mevlüt Özdemir’e(tarzına değil ama içeriğine) destek veren konuşmalar yapıyorlar.

Meslektaşım, dostum Fikri Kapan ise çıkış yaparak  Özdemir’in tavrına eleştirmek ve bana destek vermek için güzel bir konuşma yapıyor. Sakinliyoruz…

Devamında basına haksız yüklenildiğini, arşivlerin ortada olduğunu, manşetlerimizi, köşelerimizi ve hatta o an aramızda olmayan Değişim’den Hüseyin Aksakal’ın kampüsü ile ilgili yazı/yorum ve sorgulamalarının sıklığını gösteriyorum.

Ve aynı gün Mevlüt Özdemir sosyal medya hesabından olayı kendince özetliyor ve (yazdığını kopyalıyorum)  “BURADA KDZ ERELİ BELEDİYE BAŞKANI SYN HÜSEYİN UYSAL I TEK BAŞINA HEDEF GÖSTERMİŞİM GİBİ HABER YAPILIYOR,OYSA NET BİR ŞEKİLDE SÖYLEDİM,BÖLGE VEKİLLERİ,KAYMAKAMLIK,BELEDİYE,TSO VE DİĞER STK LAR BUNU BAŞARAMADIK,EVET BUNA BELEDİYE DE DAHİL..” diyor.

Çarpıtıyor yani! Önce “belediye başlattı/sürdürdü” diyordu ; yazıda ise sadece “belediye de dahil” diyor.

Oysa evet! Açık ve net bir şekilde Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Uysal’ı kampanyayı başlatan/sürdüren kişi olarak töhmet altına bırakıp, hedef gösteriyor.

Gösterebilir; ne var bunda denilebilir.

Evet, bence de gösterebilir.

Bu onun kendi bilgisi, görüşü olabilir. Kimse de bir şey diyemez. Bende kimsenin avukatı veya temsilcisi değilim. ‘Herkes ne yaptı/yapmadı ise; karşılığını görmeli/bedelini ödemeli’ derim ama…

Ama bir çok defa canlı yayın yaptığım, röportajlarda tanıdığım Mevlüt Özdemir iki şey yapamaz:

  1. Basının bu konuda üzerine düşeni fazlası ile yaptığını arşivlerden kaldıramaz.
  2. Uysal’ı açıkça tek başına kampanya başlatma/yürütmekle itham ettiğini inkar edemez.

Görüntülü ve sesli, yazılı arşivler ortada iken Mevlüt Özdemir’in tek yapacağı şey bana göre “sözlerimin arkasındayım ama yanlış anlaşılmış. … Maksadını aşan yorum çıkarılmış” Tarzında bir açıklama olmalı.

Konu uzadı ama daha ilginç olan  Mevlüt Özdemir’in konuyu siyasetle ilişkilendirerek boyutlandırması. Yoksa benim önceki oda yönetimini kast ederek “onlarda bir şeyler yaptılar” dememle siyasetin ne ilgisi olabilir ki?  Ben konuyu; rektörlüğün ve siyasetin iradesine/becerisine(!) getirmek isterken, başkan Uysal’ı hiç anmamış ve ima bile etmemişken, dahası aklıma bile gelmezken…. Bu  (-parti içi siyasete dair olsa gerek) ilginin sözcülüğünü aniden celallenen(!) Mevlüt Özdemir üstlenmiş/yüklenmiş olabilir mi?

Sanmam! Ama kamuoyunu yanıltmak yerine aydınlatmakta fayda var.

Şimdi de deli olmayan sorular:   

Sayın Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Uysal ; Siz Devlet Hastanesi eski yerinin Üniversiteye verilmemesi için bir kampanya başlatıp yürüttünüz mü? Bu konudaki görüşünüzü kamuoyuna açıklar mısınız?

Sayın Arslan Keleş; Diyelim ki eski yönetimler bu konuda hiçbir şey yapmadılar ve –dediğiniz gibi- sıfırdan başladınız. Bu durumda; 1- Mevlüt Özdemir “orası artık olamaz” diyor. 2-Yazıcıoğlu ise(önceki TSO döneminde yapılanları biliyor ve söylüyor ama gene de…)   “işin içinde siyaset var” görüşünü savunuyor.  3-Siz ise popülist bir söylemle  “Bu konuda azimliyiz, her yapmış olduğumuz yönetim kurulu toplantımızda gündeme getiriyoruz; yer neresi olabilir, kısa süre içerisinde nasıl çözüm sağlayabiliriz diye düşünüyoruz.diyorsunuz.

Peki tamam. Farklılıklar, çelişkiler olabilir: Tamam da; sizin bu konudaki nihai görüşünüz, öneriniz nedir?

Sonuçta anladığım kadarı ile aslında herkes alternatif yer-ler üstünde tartışmaya açık.

Madem öyle ise; Peki biz neyi tartışıyoruz kuzum: Az biraz yukarıdan bakarsak, aslında herkesin aynı fikirde, çabada olduğunu ama ön yargılarla hareket ettiğimizi görüyoruz. Gerçeğin yerini hiç bir şey tutmaz demiştik. Birbirimizi ezmek yerine tepişen Ankara-Zonguldak hattındaki fillerin altında kalmamaya bakalım. Hani nerede birliktelik söylemleri?

Uzattım! Yine sözümü meclis dışında tutarak ; Siyasette, ticarette ve örgütçülükte ikbal peşinde olanların; ‘mugalatayı meslek, safsatayı meşrep haline getirmemeleri’ dileği ile tekraren iyi bayramlar dilerim.

Share
552 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • CAN CANVER YAZDI: “MEYTER Mİ, MEHTER Mİ?”

    13 Aralık 2018 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    . 1.Abdülhamid’in başmabeyncisi Sarıcazade Ragıp Paşa’nın 1914 yılında Taksim’de yaptırdığı Majik Sineması’nın adı daha sonraları Taksim Sineması’na devşirilmiştir. Namı mahfuz sinemanın Cumhuriyet döneminde yeni kabul edilen Latin harfleriyle yazılmış Türkçe bir film ilanında, Türkçe sözlü, Türkçe şarkılı ‘’Leyla’’ filminin beşinci haftadır gösterimde olduğu ve sinema müdüriyetinin senenin en muhteşem filmini görmek ve tekrar görmek isteyen binlerce kişiden aldığı telefon ve mektuplarla vaki müracaatlarını nazarı dikkate alarak filmi...
  • DOĞAN GÖNÜLLÜ YAZDI : FASIL

    06 Aralık 2018 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    ‘Bölüm, kısım, devre’ yerine, ‘FASIL’ kelimesini kullanmamın nedeni ‘sosyal, kültürel ve hatta ekonomik karşılığının’ daha kapsamlı olmasındandır. Haber Hayat Yayıncılık’ın ilk 5 yıllık dönemini oluşturan 1. Faslının ardından, 1 Aralık’ta 6. Yılımızı da tamamlamış olduk. Bu vesile ile telefonla, sosyal medya kanalı ve bizzat ziyaretle mutluluğumuzu paylaşan dostlarımıza, okurlarımıza ve bize samimiyetle inanan/güvenen destekçilerimize ekip olarak çok teşekkür ederiz. Birlikte varız. Özel bir teşekkürü ise tüm okurlar nezdine Gülseren ...
  • ‘6’

    28 Kasım 2018 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Ne çabuk çok olmuş! Haber Hayat’ı 2012 yılında kurarken ilk hedefim 5. yıla ulaşmaktı.‘Gerisi Allah kerim’ diye düşünmüştüm. Şimdi 1 Aralık’ta 6. Yılımızı doldurduğumuz bu güne ulaşmanın haklı mutluluğu ve gururunun yanında, buruk duygusallığını da yaşıyorum. Bir yandan ‘ne çabuk çok olmuş’ derken; Diğer yandan, içten içe ‘acaba 10’u görürmüyüz ki ?’ diye düşünmeye başlamam bile telaşlandırıyor beni. Tatlı telaşe!.. Bu vesile ilebaşta okuyucularımız olmak üzere, abonelerimize/reklam verenlerimize, Yazıları ve araştırmaları ile g...
  • HERAKLEİA PONTİKA’DAN MİLETOS’LU HEKİM ALKMAİON GEÇMİŞ

    28 Kasım 2018 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Herakleia Pontika’da savaşçı olarak yetiştirilecek bireylere, küçük yaşlardan başlanarak tıp bilgileri de öğretilirmiş. Bu öğretim sisteminde; iyi söz söyleme, spor, savaş oyunları, yöneticilik gibi toplum içinde gençlere gerekli bilgiler verilirken, savaş sırasında kendi başlarına veya arkadaşlarına gelebilecek yaralanma, kaza gibi durumlar içinde tedavi yöntemleri aktarılırmış. MÖ 7.ve 6.yz.larda Yunan dünyasında ilk tıp okulu Kroton kentinde ortaya çıkmış. Okulun ilk öğreticisi olan Perithoos oğlu Alkmaion’muş… Baş yapıtlarından olan ...
istanbul escort mersin escort sisli escort ümraniye escort anadolutour.com kartal escort beşiktaş escort şirinevler escort rus escort ataköy escort www.umraniyemedya.com beylikdüzü escort