logo

EREĞLİ’DE DEĞİŞİM SÜRECİNDE ENTRİKA ÇEMBERİ(!)


Doğan Gönüllü
dogangonullu@gmail.com

 

Son yazımda, Ereğli’’de moda mesaj haline gelen “biz olalım” gibi sözlere atfen, Ereğli Haber’den Vadat Kılıç ve haber kaynağı Hasan Erdoğan nezdinde “şu ‘birlik beraberlik’ edebiyatını bırakalım artık samimi değil bunlar” demiş ve “ekonomik kriz değil yeni durum var buna alışmalıyız” eklemesi yapmıştım. Hatta, eğer duruma karşı  ses çıkartmak, bir tepki göstermek gerekiyorsa bu saatten sonra yetkililerden bir şeyler beklemek yerine gerçek canı acıyanların ve onlara destek olmak isteyenlerin bir şeyler yapmaları gerektiğini savunmuştum. Birde Ticaret ve Sanayi Odası seçim sürecine ve aday profili üzerine birkaç laf etmiştim.

Tabii ki olumlu olumsuz tepkiler gelmekte gecikmedi. Kılıç da cevap hakkını yorum olarak kullandı. Buna rağmen medeni tartışmalara örnek teşkil etmesi açısından tekrar yayınlıyorum. İşte Ereğli Haber’den Vadat Kılıç, cevabi yorumunda aynen şöyle diyor:

“Sayın Gönüllü. Köşe yazınızın belli bölümlerine katılmamakla beraber, özellikle son satırlarda yazdıklarınıza aynen katılıyorum. Ereğli’ye her ne için olursa olsun eser kazandırmış insanlara haklarını vermek lazım. Hasan Erdoğan’da Ereğli’ye 1 değil 2 değil 10′larca eser kazandırmış benim tabirimle duayen denebilecek yaşta ve deneyimdedir. Elbette her kes bu düşünceme katılmak zorunda değil. TSO’ya yeni gelecek başkan ve yönetici profili konusunda ise aylar önce profil çizmiştim. TSO yada Ereğli’nin bir başka kurumunun başına kimin geleceği çok önemli değil. Önemli olan neyle gelecek? Elinde Ereğli’nin sorunlarına çözüm olacak somut projeleri varmı? Bunları hayata geçirme kabiliyetine sahip olabilecek mi? Bunları tartışmamız lazım… Yeni yayın yılımızla ilgili tebriğiniz için teşekkür ederim. Bende size çıktığınız zorlu yolda başarılar diliyorum. Saygılar.”  demiş Vedat Kılıç.

Ne diyelim? İşte bu; El cevap, teşekkür…

*

Değerli okurlar, bizler ilginç bir kuşağız!

Dünyada soğuk savaşların bittiğine şahit olan, internet öncesi ansiklopedi karıştıran, köy ekmeğini beğenmeyip fırın ekmeğine özenen, yıllar sonrada Carrefoursa’dan kepekli köy ekmeği alan bir kuşağız…

Baba Demirel’i, Başbuğ Türkeş’i, Karaoğlan Ecevit’i gören, Özal’la övünüp Akbulut’la gülen, Recep Tayyip Eroğan’ın birkaç ayda iktidara gelişine tanık olan, darbelerle halvet olan bir kuşak bizimkisi…

Zonguldak’ın büyük Zonguldak olduğunu da,  sonra üçe bölündüğünü de ve daha sonra tekrar birleşmek için can atmasına destek olmak zorunda kalan bir kuşak…

Ereğli’de Gazeteciler Derneği kuracak sayıyı tutturmak için dışarıdan üye yazmak zorunda kalan, şimdilerde (sözüm ona seçilen ve gerçek gazetecilerin tanımadığı) yöneticilerin, ilk kurucuları, önceki yöneticileri üye yapmaya korktuklarını gören- yaşayan bir kuşak…

İlkel teknolojilerle yapılan gazete, radyoculuk televizyonculukla reyting rekorları kıran, şimdilerde el değmeden yapılan yayınlara burun kıvıran bir kuşak…

Cöbekoğlu’nu devirmek, Posbıyık’ı göreve getirmek için bir araya gelen illuminati taklidi güçlerin günümüzde tekrar bir araya gelerek ve bu kez Posbıyık’ın gitmesi için çaba sarf etiklerini yazan bir kuşak…

Resmi ERDEMİR’den nemalanıp, sivil-özel Erdemir’e “tu kaka” diyenleri duyan bir kuşak…

Sanayicilerin isyanlarını, iş adamlarının intiharlarını, eski belediye başkanlarının, oda başkanlarının, kooperatif başkanlarının cezaevi maceralarını haber yapan,

Kralın içerik olduğunu bile bile, görselliği-popülerliği kral ilan edip sonra onun esiri olan bir kuşak…

Offf … Uzar gider bu (k)uşaklık örnekleri.

*

Sevgili okurlar; Dünya nasıl hızla değişiyorsa, kısa zamanda ne kadar da çok değişikliği yaşadıysak aynı hatta misliyle değişimleri yaşamaya hazır olmalıyız demek ki…

Bunca değişiklik yaşanmışken Ereğli değişmesin ki, alışalım buna… Değişimin iyi ya da kötü yöne gitmesinin ve şiddetinin-hızının müsebbibi de inanın yine ta kendimiziz…

Değişim her yerde var. Bakın Gazeteci Kurtuluş Ayyıldız dostumuz dün bizi “Erdemir levrekçiliği” ile suçlarken bugün elinde Allah vergisi kalemle Erdemir’e bağlama çalacağını kim düşünebilirdi ki… Bugün Vedat Kılıç bana, ben ona teşekkür etmişim çok mu yani!

Böyle giderse, inanıyorum ki tez zamanda Amerikan emperyalizminin de bittiğine kuşak olarak tanık olacağız inşallah…

*

Türk’ün aklı kaçarken misali, son notları seviyorum ya; Bizler kdz. Ereğli’de yazar-çizerler olarak ha bire, TSO ve icraatları, yöneticileri hakkında hüküm yürütüyoruz. Peki, niye bu kentin halkını temsil eden belediye başkanı, sanayiciyi, esnafı temsil eden odayı ziyaret edip bir hal hatır etmez, durum nedir diye sormaz ki?..

İlla başkana gidilecek diye bir zorunluluk yok ki,

Belediye başkanları da (üstelik mağduruz diyen bir kitle var) ziyarete gider, gitmeli. Hem TSO’ya, hem esnaf odasına, sendikaya, muhtarlar derneğine, şoförler odasına… Ve dahi diğerlerine…

Yoksa oryantalist tarzda köy-mahalle gezileri yetmez ki. Ne demişler, “dost zor günde…”

Haksızsam “haksızsın” deyin.

Share
1914 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

#

EREĞLİ’DE DEĞİŞİM SÜRECİNDE ENTRİKA ÇEMBERİ(!)” için 2 Yorum

  1. Sayın Gönüllü… Değerle meslektaşım ve ağabeyim…

    Şu Levrek konusunda halen aynı yerdesiniz.. Oysa size bunun ne anlama geldiğini yüz yüze defalarca anlatmam rağmen anlamamakta (Belki de ben anlatamadım :) ısrar ediyorsunuz…

    Oryantalist tarza dikkat çektiğiniz bu köşe yazınızda benim de ismim geçince, üstelik “Erdemir’e Bağlama Çalmam” ile ilgili olunca yorum yazmak istedim…

    Ben “bağlama” dan anlamam doğrusu… Aslında çok çalmak istemişimdir ama elim bir türlü oynak bir şekilde hareket edemedi tellerin üzerinde… Genetiksel bir sorun olsa gerek! Ama iyi bir çizerim… Doğru olan her şeyin yanında olurum… Ne olursa olsun, dün bana söven biri olsa bile eğer bugün toplum adına (bakın kendi adıma demiyorum) doğrusu varsa yazar ve çizerim… Bu şekilde “Bağlama” ithamı ile beni farklı konularda farklı yerlere yakıştırmanızı da pek doğru bulmadım…

    Ve “Değişim” ne olduğu, nasıl bir olgu ve neyi ifade ettiğini algılayıp yazdıklarınızın aslında neyi işaret ettiğini de iyi analiz edip doğru okumak gerekir kanaatindeyim… Şimdilik bu kadar.. Geri kalan kısımlarını ise bileğimizdeki meşhur kuvvet ile yakın zamanlar da ara sıra hem size cevaben hemde Ereğli medyasının durumu ile ilgili çiziktirip yayın hayatımızı ettireceğiz…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 30 AĞUSTOS’TAN BUGÜNE…

    26 Ağustos 2016 KÖŞE YAZILARI

    30 Ağustos; Bağımsız bir ülke de özgür, onurlu bir ulus olarak yaşamak isteyen ATATÜRK önderliğinde ki isimsiz KAHRAMANLARIN 450 km yolu 15 gün içinde yaya olarak yürüyerek KAZANDIKLARI bir zaferdir. CUMHURİYETİN temelleri bu destansı zaferle atılmıştır. MİLLİ EGEMENLİĞİN, MİLLİ İRADENİN, kanla, gözyaşıyla, yoklukla, yoksullukla, imanla, inançla kazandığı TÜRKİYE CUMHURİYETİNİ VATANIMIZ olarak tescillediği ve Emperyalist işgalcilere ilan ettiği gündür. 30 Ağustos Mondros ve Sevr anlaşmalarının yırtıldığı, MİSAKİ MİLLİ sınırlarımızın CETVE...
  • KDZ EREĞLİSİ KENTİNE KARŞI SORUMLULUK

    26 Ağustos 2016 KÖŞE YAZILARI

    Kdz Ereğlisi ortak yaşamı, kent kültürü ve kentlilik bilincinin yaratılmasında Ereğlili bireylere geniş sorumluluklar düşmektedir. Ereğlili kentlilerimizden beklenen; yaratıcılık, katılımcılık, etkin yurttaşlık ve sorumluluk bilincidir. Ereğli hemşehrilerimizden, Ereğli toplumu için sorumluluk duyması, bu yolla toplumsal sermayeye katkıda bulunması beklenmektedir. Kısacası Ereğlili bireyler sivil toplumun aktif bir üyesi olmalıdır. Katılımcı ve çoğulcu demokraside bireylere, kamusal alana doğrudan katkı yapmanın yolu açılmıştır. Bireylere bu...
  • MERAK EDİLENLER

    26 Ağustos 2016 KÖŞE YAZILARI

    Genelde; Demokrasinin ‘medeniyettir, çağdaşlıktır vs.’ söylemlerle hamaset ve popülistlikten ibaret olmadığını, karşı görüşe sonuna kadar saygı duyarak ‘insanların yaşam tercihlerini özgürce seçebilme rejimi’ olduğunu demokrasi nöbetçilerinden kaçı biliyor? Bu felsefe o nöbetlerdeki yöneticiler tarafından kaç defa dillendirilmiştir, bu fırsat kaç(ma)mış mıdır acaba? Yoksa bu nöbetler halkı “Hadi oradan, ben senden daha da demokratım” söylemlerinde rastlandığı gibi doğal değil ama mekanik olarak ayrıştırmaya başlamış mıdır? Açıkça ‘Demokra...
  • HABLEMİTOĞLU VE OSMAN AK

    22 Ağustos 2016 KÖŞE YAZILARI

    Yıl 2002, aylardan Aralık, günlerden 18. Aydın insan, Akademisyen, yazar  Doç Dr. Necip Hablemitoğlu’nun haince katledildiği gün yani. Bizler(Ereğlili Gazeteciler; Bilgin Avcı, Kurtuluş Ayyıldız, Mehmet Keleş, Didem Gülaçtı, Hüseyin Orhan ve Suat Eser) o tarihlerde Kdz. Ereğli Gazeteciler Derneği yönetimindeyiz. Dernek başkanlığını da ben üstleniyorum. Hablemitoğlu’nun katledildiği aynı gün basın açıklaması yaparak olayı şiddetle kınıyoruz. Ve aynen şöyle diyoruz: “Hablemitoğlu, Fethullah Gülen davası ve Alman Vakıfları ile ilgil...