logo

ERDOĞAN VE KALAY’IN AÇIKLAMALARINA DA ELEŞTİREL BAKIŞ


Doğan Gönüllü
dogangonullu@gmail.com

Önce iki not:

Bir: Milletvekili Candan ve ona cevaben Tetiker‘in toplantılarından sonra “Eleştirel bakış” başlıklı bir yazı yazmıştım. (Linki: http://www.haberhayat.net/candan-ve-tetikerin-toplantilarina-elestirel-bakis.html)

Yazının kapak sayfası spotunu ise  “Bir değerlendirme yapacaksam eğer, her ikisinin de açıklamalarını ‘yanlış’ olarak işaretleyip, Candan’ın sonuçta bir siyasi olmasından yola çıkarak, ‘yanlışın daha büyüğünü Tetiker yapıyor’ eleştirisini getirebilirim.” demiştim. Yazıdan sonra Yusuf Kalay Facebook sayfama “TARAFLI BİR ELEŞTİRİ DERİM BENDE…” yazdı. Ben  cevaben, “Gazeteci öykünün nesnelliğinden yola çıkarak, bataklıktan çıkan metan gazının etrafa yayıldığı iddiasında bulunur. Göreceli bir kavram olan tarafsızlık iddiası çoğu zaman bir mittir.” dedim ve konuyu kapattık. Kalay daha sonra benim tabirimle “yaylım ateşli”(!) toplantısını yaptı.

İki: Fazlı Erdoğan‘la görüşmemizde çok şey söyledi. Bir sordum, bin dinledim ve bir kısmını “Erdoğan’dan Candan’a çok sert çıkış” başlıklı haberde yazdım. (linki: http://www.haberhayat.net/erdogandan-candana-cok-sert-cikis.html)

Ertesi gün beni telefonla arayan Erdoğan, uzun konuşmasında haberimi yazarken bir konuda dikkatimi çekmek istedi (-ki bu normaldir ve biz buna alışığız). Ben haberi sitede çoktan yayınladığımı söyleyince “öylemi ben okumadım…” cevabı beni üzdü. Bir; 200 küsur kişi haberi okuduğu halde olumlu-olumsuz tepkisini bir kişi dahi Erdoğan‘a bildirmemişse üzülürüm. İki; Erdoğan yazıyı okuduğu halde okumadı gibi davrandı ise üzülürüm. Üç; Erdoğan, gerçekten de okumadı ise yine üzülürüm.

Şimdi gelelim eleştirilere:

Yusuf Kalay basın toplantısındaki Candan’a karşı yaylım ateşinde, “kuru-sıkı mermi” tercih etmiş gibiydi!

Nitekim Kalay, bir yandan “Madem öyle işte böyle” türünden, “etkiye tepki” refleksi sergiledi. Diğer yandan samimiyet içermeyen “geçmişi unutup barışalım” teklifi yaptı. Hüseyin Aksakal da benim soracağım soruyu tam yerinde “Pandora’nın kutusu” metaforuyla sordu. Cevap ise olayı daha da basitleştirecek cinstendi.

Kalay, “arkamda genel merkez var bilesiniz” iması yaparken, “daha fazlası var ama yukarısı izin vermiyor” diyerek, güya aba altından sopa gösterdi. Gene yanlış taktikti; çünkü merkez, merkezi tutar!

Belediye Başkanı Uysal‘ı özensizce bir yana çekme-kollama işini ise hiç beceremeyip tam tersi daha fazla hırpaladı. Benim “hem başkanı kollamak istiyorsunuz hem de mecliste muhaliflerin öncülüğünü yaparak daha fazla zarar vermiyor musunuz?” sorum ise arada kaynadı!

Ben Kalay’ın toplantısını okuyan anti-siyasetçilerin “işte gördünüz; siyaset eşitmiş rant” diyeceklerinden korkarım. Zira “tehdit, küfür ve hakaret” gibi bazı iddialar ve “akçeli iş” iddiaları, yenilir yutulur cinsten değil, mahkemelik cinstendi!

Özetle Kalay ‘da, kaybedecek bir şeyi olmayan-kalmayan bir siyasetçi ruh hali vardı. Yoksa eminim ki; Candan‘ın eşini TBBM’ye, oğlunu ERDEMİR’e işe yerleştirmesi bence Kalay için de hiç sorun değildir, ayrıca olmamalıdır da…

Dedim ya; bu karmaşık durum, Candan‘ın bir taktiği olabilir! Hedefe giden yolda, herkes eteğindeki taşları erkenden dökecek, çakıl ve dikenler daha sonra bir bir temizlenip dikensiz gül bahçesine varılacak. Hem de böylece güvenilir yol arkadaşları netleşecek.

Şimdi de Erdoğan’ın açıklamalarına dönelim.

Kendisi ile ilgili en son “…henüz ‘varım’ demeyen ama ‘Üzerime bir şey düşerse seve seve…, zaten partimden bir dönem de daha alacağım var!’ dediği bilinen Fazlı Erdoğan’a ‘bölgemiz siyasetinin 2015 sahnesinde ne kadar ihtiyaç vardır?’ konusunu, gıyabında tartışmaya açmak istiyorum.” diye yazmıştım. (Linki: http://www.haberhayat.net/posbiyik-ve-erdogana-ne-kadar-ihtiyac-var.html)

O da bana cevaben ” Geçenlerde sizin bir yazınızı okudum. Güzeldi, tarif etmişsiniz Ereğli’deki aktörleri. Bizi de bir yere oturtmuşsunuz, teşekkür ediyorum. Halil(Posbıyık) Bey’i de fenomen olarak değerlendirmişsiniz Köksal(Toptan) Bey’le birlikte. Okudum. Sizin analizlerinizi, sizi biliyorum. Değer veriyorum. Ama şunu bilmenizi istiyorum, benim de eksiğim hatam vardır. İnsan, tekâmül çerçevesinde olgunlaşıyor… Toplumda karşılığımın olduğuna inanıyorum.” dedi.

Erdoğan‘ın bana konuştuklarından şimdilik yazdıklarımı okudunuz. Henüz yazamadıklarım arasında hayırsever olduğu halde bazı ortamlara -kıskanıldığı için- davet edilmediğinden, döneminin icraatlarına vefa gösterilmediğinden vs. yakındı. -ki buralarda bence haklı. (keşke ‘kıskanılma’ kelimesini kullanmasa idi). Toplumda karşılığı olması da doğrudur ve iki dönem vekillik yapmış biri için normaldir de…

Dedik ya eleştirel bakış diye! Erdoğan, taraflardan samimi olarak baltaların toprağa gömmelerini istiyorsa, ilk tavizi kendisi vermelidir. Bunu Candan‘ın bilboard afişlerine tahammül dahi edemeyen algısı yaratarak değil, baltasını daha da bileyerek de değil, “yatıştırıcı rol üstlenerek” vermelidir.

Yok eğer böyle gidilirse; Gazeteciler, bataklıktan çıkan metan gazının etrafa yayıldığı iddiasında bulunmaya devam ederlerken, üç-dört kutuplu hale gelen ve tarihin sayfalarında “saçma polemikler” olarak yer alacak, bu anlamsız-faydasız savaş, Ereğli’ye daha çok zararlar verecektir.

Evet, ben “asla birilerinin  yanında, diğerlerinin karşısında olmayarak” olayları naçizane böyle yorumluyorum.

Baştaki iki notun “ne gereği var’ına” gelince; “kıssadan hisseleri” var!…

Share
743 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • KDZ. EREĞLİSİ’NİN TARİHİ ESERLERİNİN KORUNMASI

    15 Ağustos 2017 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Tarihi eserler bir nevi geçmiş nesiller tarafından günümüze bırakılan miras olarak değerlendirilebilir. Eski ve tarihi değeri olan eserlerin, yeni şehir planları içinde aynen korunmasına bütün dünyada büyük önem verilmektedir. Bu nedenle 1975 yılı Avrupa Konseyi tarafından ‘Mimari Mirasın Korunması Yılı’ olarak ilan edilmiş ve konunun önemini belirtmek için çeşitli etkinlikler yapılmıştır. Avrupa Konseyi’nin bu kararının en önemli çıkış noktası; ‘’Geçmişine gerekli değeri veremeyen bir toplum geleceğini tehlikeye atar’’ saptamasıdır. Bu sapt...
  • ‘YENİ DEVLET’ Mİ, ‘YENİ DEVLET ANLAYIŞI’ MI?

    06 Ağustos 2017 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Gündem,  AK Parti eski Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi ve Sivil Alan Platformu Başkanı Ayhan Oğan’ın “Şimdi biz yeni bir devlet kuruyoruz, beğenin beğenmeyin bu yeni devletin kurucu lideri Tayyip Erdoğan’dır" sözleri üzerine alevlendi. Gazetemizin bir önceki sayısının sürmanşetinde de (yukarıdaki kapak fotoğrafında görüldüğü üzere) Zonguldak Valisi Ahmet Çınar’In, gazetecilere verdiği kahvaltıda söylediği “Yeni Devlet Anlayışı ile hizmet edeceğiz” sözleri vardı. Buradan yola çıkarak, ‘yeni devlet’ ile ‘yeni devlet anlaşışı...
  • VEKİLLERİN TSO ZİYARETİ

    05 Ağustos 2017 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Önceki gün Ak Parti Zonguldak Milletvekilleri Hüseyin Özbakır ile Faruk Çaturoğlu, Ereğli’de bir dizi ziyaret gerçekleştirdiler. İlçe teşkilatı ve Belediye ziyaretlerini izleyemedim ama TSO ziyaretine katıldım. Saat 17.00 olarak açıklanan ziyaret yaklaşık 18.15 gibi başladı. “Siyasetçidir, ne yapsa yeridir!” diyemeyen bendeniz, bu gecikme sorunu ve ziyaret/toplantının şekli konusundaki muzdaripliğimi bir kez daha belirteyim ve “lütfen zaman kavramına dikkat ve ayrıca, önce misafir ve ev sahibinin açıklamaları, (varsa) soru-cevaplar, s...
  • KULAKLARI ÇINLATMACA!…

    31 Temmuz 2017 EKONOMİ, KÖŞE YAZILARI, TÜM MANŞETLER

    Ereğli’de CHP denilince nasıl Halil Posbıyık’ı anmak lazım ise AK Parti denilince de Fazlı Erdoğan’ı anmadan geçmemek lazım. Bu iki isim (-ki aynı dönemlerin görevdaşlarıdırlar) yaklaşan il-ilçe kongreleri süreçlerinde önemli derecede etkileyici olacaklardır/olmalılar. Hem kendi siyasi ikballeri için, hem de partilerinin, dolayısı ile Ereği’nin hatta yeni uygulamalar ile Zonguldak’ın geleceği için önemli oluşumların müsebbibi olacaklarını düşünüyorum. Her iki ismi de yakından tanıdığım için yaşları, siyasi deneyimleri ve iş ve haya...