logo

CANDAN VE TETİKER’İN TOPLANTILARINA ELEŞTİREL BAKIŞ!


Doğan Gönüllü
dogangonullu@gmail.com

Eğer sorunları ve sorumluları eleştir(e)mezsek yeni çözümler bekleyemeyiz.

Sorunların sorumluları da; eleştirilerden pay çıkarıp kendilerine özeleştirel yaklaşırlarsa çözüm daha da kolaylaşır.

Seçilenler ve atananlar, çözüm için makamdadırlar; polemik yapmak için değil!

Tıpkı, geçmiş yılı değerlendirmek için basının karşısına çıkan ama polemiklerle gündeme gelen  (biri birleri ile yollarına devam etmeme kararları aldıkları bilinen) Milletvekili Candan ve TSO Başkanı Tetiker’in polemikleri gibi…

Evet, belki de ileriye matuf hesaplar içinde bilerek-isteyerek yaptılar, ancak bence “yaptıkları yanlıştı”, başta kendilerine olmak üzere Ereğli’ye zararlıydı.

Bir değerlendirme yapacaksam eğer, her ikisinin de açıklamalarını “yanlış” olarak işaretleyip, Candan’ın sonuçta bir siyasi olmasından yola çıkarak, “yanlışın daha büyüğünü Tetiker yapıyor” eleştirisini getirebilirim.

Şöyle ki:

Candan, Polisevindeki toplantıda icraatları ile gündeme gelmeliydi. Oysa seçim arifesinde cepheyi cesurca genişletti; hem Tetiker‘i hem de partili meclis üyelerini hedef alan ve ağır suçlamalar içeren açıklamalar gereksizdi.

Hoş, herkesin eteğindeki taşları dökmesini bekleyip seçim stratejisini ona göre belirleme gibi bir planda olabilir bu… Ama ben hala aynı yerdeyim; gereksiz, yersiz ve de “akçeli işler” gibi “yorum gerektiren, polemiğe açık” bir alana giriş yaptı. Örneğin Yusuf Kalay için “seçimde kaç para verdi” dedi, “belediye limandan iki trilyon neden kaybetsin” diye “akçeli sorular” sordu. Ayrıca, “talan” ağır bir iddia olarak kayıtlara geçti.

Hem sonra Ercan Bey, basın toplantısına kerhen de olsa, ilçe Başkanı Fatih Çakır‘la çıkmalıydı. Çakır‘a sordum; davet edilmemiş. Taraflar, galiba arka planda köprüleri atacak (Yerel CHP açısından bir çok avantajı içerir bu ortam.)  girişimlerde bulunmuşlar.

Candan, “Tetiker’in şahsi işleri için ERDEMİR’den randevu talebinde bulunduğu” iddiasını, sıkıştırılınca değil, normal zamanda yapmalıydı. Kaldı ki bana göre eğer şahsi işlerin içinde “ahlaksız teklifler” yoksa, “yaralı parmağa işememek” olmaz!

Tetiker’e gelince; galiba üslubunun değişmesini beklemek nafile çaba!..

Daha Candan’ın toplantısı biter bitmez haberi kuşlarından alan Tetiker, hemen kafasında toplantı planı  yapıp “Candan’a sertçe yüklenme” düşüncesini oluşturmuştu bile. Bunu telefondaki ses tonundan anladım ve “sakinlik” önerdim.

Tetiker ne yaptı? Aynı şeyleri söyledi durdu. Ben olsam toplantıya Candan‘a teşekkür ederek başlar ve “vekilimizden yardım istedik suçlu olduk” serzenişinde bulunur, üç puan alırdım. Candan‘ın kendisi ile ilgili “üç talep” iddiasının ikisi, kendi dağıttığı belgede vardı zaten.

İlk madde ise yani Candan‘ın iddiasındaki “şahsi talepler” maddesi ise daha farklı bir şekilde açıklanabilirdi.

Zira Candan, örneğin tersaneler-tersaneciler için bizzat çaba gösterdiğini kendisi söylemişti. Ama kimse bunu “akçeli iş” olarak yorumlamamıştı (-ki bence de değildir). Buradaki arabuluculuk vs. görevi, her milletvekilinin karşılaşabileceği bir durumdur.

Yani, ticari olarak zor durumda olan bir sanayici, (-ki bu kişi, aynı zamanda bir sanayi kentinin oda başkanı)sorununu milletvekilline açıp; yasal ve meşru zeminde, ticaretin ahlakına uyan, başkasına zarar vermeyen-çaresizlik içinde bir çözüm arayışında olması esnasında vekilinden “bizi görüştür” talebinde  bulunması çok garip değil (Ama eğer Candan‘ın elinde “başkaca bir talep belgesi-bilgisi” var ise o zaman başka!) bana göre.

Nitekim hiyerarşik bir sıralama içinde değil ama yukarılardaki insanların biri birleri ile bu tür ilişkileri olduğu bilinir. Bu nedenle belki de Candan‘ı kızdıran asıl mesele, “Tetiker’in üslubu” ve taleplerinin arkasında başka bir(belki de birileri) şeylerin-hesapların olduğu kuşkusudur.

Gelelim Tetiker’in yanlışının (bana göre) büyüklüğüne!

Tetiker, biz-basını “ortalığı karıştırmakla” suçlamayı bir kenara bırakıp, bir an önce “acaba ne söylemeye çalışıyor?” yorumuna ve kuşkusuna gerek duyulmayacak şekilde; kendisini, icraatlarını, temsil ettiği tüm kitlenin haklarını “daha sakin ve daha açıkça” ifade etmelidir.

Eğer önemli insanlar, siyasi olmayan önemli birisinin “ne söylediğine değil de, ne söylemeye çalıştığına” yorumla ulaşıyorlarsa, ortada ciddi bir “algı ve güven sorunu” var demektir.

Ve  “Güven” sorunu devam ettikçe, hep “acaba” denilecek, karanlık farz edilen arka planlar hesaplanacak, “şüyuu vukuundan beter” olacaktır.

Oysa, daha fazla “aydınlık bir dünya, aydınlık bir hayat” hepimizin hakkı!

Share
772 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • GÖNÜLLÜ YAZDI : “UYSAL’IN TURİZM ÇAĞRISINA ‘VARIZ’ DİYORUZ”

    10 Kasım 2017 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Çok değil daha birkaç sayı önce “Ereğli’de Turizm: Neden olmasın” manşeti ile çıkmıştık. Köşe yazarımız Dr. Can Canver de her fırsatta yerel kültürden, tarihten ve turizmden bahseder. Tam da Canver’le ‘bu konuda yeni ne yapabiliriz’ derken, sevindirici haber Başkan Uysal’dan geldi! Uysal’ın Belediye Meclisinde yaptığı konuşmada “Kdz.Ereğli de Turizm olarak üzerimize düşen payı almak için Tarih, Kültür ve Doğa turizmi alanında çalışma başlattık. Basın, tarihçi, yazar, ne kadar Stk ve bu işe gönül verenler varsa, birlikte çalışmayı tekli...
  • CANVER YAZDI “KDZ EREĞLİSİ’NİN İSMİ, DOĞASI VE AYDINLIĞI”

    10 Kasım 2017 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Kdz. Ereğlisi ismi klasik mitolojiden türemiştir. HerakleaPontika; Karadeniz kıyısında bulunan Herkül adına kurulmuş kent demektir. Anadolu, Balkanlar ve İtalya’da bulunan diğer Heraklea kentlerinden ayırt edebilmek için bu ad verilmiştir. Cumhuriyet öncesinde, Osmanlı konuşma ve yazma dilinde ise Bender Ereğli denilmiştir yani Ereğli limanı… Cumhuriyet döneminde bir süre Şirin Ereğli olarak adlandırılmış ve nihayetinde aslına dönülerek Karadeniz Ereğlisi adı kullanılmaya başlanmıştır. Bababurnu’ndan Çengelburnu’na doğru yarım ay şeklinde uz...
  • FAZLI ERDOĞAN

    06 Kasım 2017 EKONOMİ, KÖŞE YAZILARI, TÜM MANŞETLER

      Ne diyor Mevlana; “Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istedim. Bugün bilgeyim, kendimi değiştiriyorum.” Geçen Pazar günü Ak Parti Önceki dönem Milletvekillerinden Fazlı Erdoğan, Gazeteci dostum Fikri Kapan ve bendeniz sahilde birkaç bardak çay eşliğinde biraz sohbet ettik. Maşallah!.. Fazlı beyi zinde ve moralli gördüm. Dolu doluydu… Son olarak  kurban bayramında sahilde sohbet etmiştik... Sanki biraz sinirliydi. Şimdi ise olayları ve insanları soğukkanlılıkla daha sakince –zekice izleyen,   izlemekten öte aydın sorum...
  • EKONOMİK ZAFERLERE AÇLIĞIMIZ VAR

    27 Ekim 2017 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Türkiye Cumhuriyetinin 94’üncü kuruluş yıl dönümünü kutladığımız bu günlerde; geldiğimiz nokta iyi değil! Bu nedenledir ki manşetimizde kibarca “Ekonomik Zaferler; Hemen Şimdi Gerekli” diyebildik. Ülke olarak; “Komşularımızla, müttefiklerimizle kavgalıyız, ekonomimiz açık veriyor, güçler ayrılığı temelinde demokrasi hallerimiz de pek yaman!” diyemedik. O halde ateşin düştüğü yerden bakalım ve yaşadıklarımızı, görebildiklerimizi yazalım: Ey ahali! Duyduk duymadık demeyin; Cumhuriyetin ilk planlı kurulan şehri Zonguldak bölgesi göç ve...