logo

porno indir

sex hikayeleri

izmit escort

CAN CANVER YAZDI: “MEYTER Mİ, MEHTER Mİ?”


Dr. Can Canver
cancanver7@gmail.com

.

1.Abdülhamid’in başmabeyncisi Sarıcazade Ragıp Paşa’nın 1914 yılında Taksim’de yaptırdığı Majik Sineması’nın adı daha sonraları Taksim Sineması’na devşirilmiştir.

Namı mahfuz sinemanın Cumhuriyet döneminde yeni kabul edilen Latin harfleriyle yazılmış Türkçe bir film ilanında, Türkçe sözlü, Türkçe şarkılı ‘’Leyla’’ filminin beşinci haftadır gösterimde olduğu ve sinema müdüriyetinin senenin en muhteşem filmini görmek ve tekrar görmek isteyen binlerce kişiden aldığı telefon ve mektuplarla vaki müracaatlarını nazarı dikkate alarak filmin son defa olarak bir hafta daha göstermeye muvafakat ettiği vurgulanmakta ve muhterem halkımıza bu fırsatı kaçırmamaları ve seans saatlerinde gelmeleri tavsiye olunmaktadır. Film saat 10, 11.30, 13, 14.30, 16, 17.30, 19 ve 21 seanslarında gösterilecek ve saat 10’a kadar tenzilatlı matine olarak halkın izlenimine tabi olacaktı.

Beşinci hafta gösterimi, Türk sinemacılık aleminin en büyük rekoru olarak ilanın en üst sırasına yerleştirilmiştir. Kemani Sadi Işılay’ın bestelediği ve Türk klasik musikisinin üstadı Dede Efendi’nin en nefis şarkılarını filmde terennüm eden sevimli okuyucular; Mualla Işılay ve Suad Gün’e, Marmara Film Stüdyosu’nda 60 kişilik mehter, 40 kişilik koro ve 36 kişilik muhteşem saz heyeti eşlik etmektedir.

Bu saz heyetinde yer alan ‘’60 kişilik mehter’’ ibaresi ilginçtir. Zira mehter, Yıldırım Bayezid döneminden sonra kurulmaya başlanmış Osmanlı ordu bandosunun ismidir. Bir de bu bando kurulmadan önce Oğuz boylarında, özellikle de Kayılar’da toy sırasında, güreş tutma esnasında, düğün ve derneklerde müzik terennüm eden ve bugün Anadolu’nun özellikle de Zonguldak, Bartın, Karabük ve Kastamonu vilayetlerinde, halk ayasında ‘meyter’ namıyla coşkulu müzik nağmeleri ile ortalığı velveleye veren yerel çalgıcılar hala misyonlarını sürdürmektedirler.

Meyter takımı düğünlerde, ailelerin ekonomik gücüne göre, iki ila beş takımdan kurulu olabilirmiş… Bir usta ve bir davul, bir takımmış… Usta keman çalabilir, cümbüş çalabilir ya da zurna çalabilirmiş…

Meyter’lerin başlarında; üstü ‘ipek puşu’ sarık fes, sırtlarında cepken yelek; ‘bürümcük’ gömlek, üstlerinde çift sıra düğmeli ‘peşli’ yelek, ayaklarında da ‘potur zıpka’, ucu sivri ‘kıvrak yemeni’ ve bellerinde de ‘trablus kuşak’ ile silahlık bulunurmuş.

Takım harici iki veya üç tane de köçek olurmuş, meyterin şen şakrak nağmelerine uyarak yerel oyunlar oynayan, ellerinde ziller… Köçeklerin şalvar giyenlerine ‘tavşan oğlanı’ denirmiş; bunların giysileri de aynı özellikler taşırmış. Köçekler oynarken kadife üstüne sırma işlemeli mintan, ‘canfes’ cepken, sırmalı ‘üstüfe’den yapılmış ‘dört kubbe’ denen sırma saçaklı eteklik giyerler, bellerine de sırma işlemeli kemer takarlarmış…

Bilindiği gibi Sultan Alparslan 1071 Malazgirt zaferi sonrası Oğuz boylarını Anadolu’ya gönderirken Kayılar’a Kastamonu-Bartın-Karabük ve Zonguldak illerinin yer aldığı Batı Karadeniz bölgesini de yurt olarak vermişti. Bölgeye önce Kayılar’ın külliyetli bir kısmını oluşturan Candar boyu yerleşmiş ve buralarda Candaroğulları Beyliği’ni kurmuşlardır.

Ertuğrul Gazi önderliğindeki Kayılar ise; Doğu Anadolu, Halep dolaylarında boy gösterdikten sonra Selçuklu sultanının inayeti ile Ankara üzerinden kendilerine yurt olarak verilen Söğüt, Domaniç yöresine gelmişler ve burada Selçuklu’nun uç beyi sıfatıyla Osmanoğulları Beyliği’ni tarih sahnesine çıkarmışlardır. Ertuğrul Gazi ve onun oğlu Osman Bey zamanında bu küçük Kayı aşiretinin hamisi ise Kastamonu- Çankırı-Zonguldak yöresinde palazlanmış büyük Candar aşiretinin kurduğu Candaroğulları Beyliği idi.

Bundan dolayıdır ki; yöremizde ‘meyter’ kültürünün dal budak sarması doğaldır ve kökü Kayılar’a kadar dayanmaktadır.

Share
#

SENDE YORUM YAZ

9+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇIT YOKLAR KERVANI!

    14 Haziran 2019 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, MAGAZİN, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Uzun bayram tatili sonrası çiçek-böcek haberlerinden de sıkılır hale geldik. Ereğli deniz kenarı ancak karayolları Alaplı yönüne denizin hemen kıyısından araç park yeri bırakmadan geçti; kimseden çıt yok… Erdemir Plajı ya kapanacak ya da kapanın elinde kalacak; çıt yok… Ben olsam değil kira almak, Turizmi bilen Ereğlili profesyonel gençleri davet eder üste para bile vererek “alın burayı şehre kazandırın” derim… Ticaretten çıt yok… Siyasetçilerden çıt yok...vs... Haydi biz de, bilinen ve anonim hale gelmiş bir yazı ile çıt çıkartmay...
  • EREĞLİ YÖRESİNDE GAGAVUZLAR

    14 Haziran 2019 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, MAGAZİN, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Akçakoca’nın Kandıra ve Karamürsel’i, Akçakoca ile Gazi Abdurrahman Alp’lerin Aydos ve Samandra kalelerini alması ve Orhan Bey’in Nikea (İznik)’yı muhasarası üzerine kenti kurtarmak için Bizans İmparatoru III. Andronikos, Rumeli’den getirttiği 2 bin kişilik kuvvetle Anadolu’ya geçince, Darıca ile Eskihisar arasındaki Pelekanon mevkiinde iki ordu karşılaştı. Osmanlı askerinin gece taarruzu sonucu şaşkına dönen Bizans ordusunda büyük bir panik oldu ve dağıldı, imparator İstanbul’a canını zor attı. ( 1329/30 ). Düşman ordusunda bulunan Gagavuz...
  • GÖNÜLLÜ YAZDI : “EKONOMİ İYİ GİTMİYOR”

    31 Mayıs 2019 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, KÜLTÜR, MAGAZİN, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Geçen sayımızda Ereğli özelinde ‘GÜNDEMDEKİ İYİ ŞEYLER’ başlığı ile gülen yüzümüzü göstermiştik. Elbette objektif tarafsız bakış açımızla olumsuzlukları yazmak, gazeteci olarak öncelikli görevlerimizden…  Hal böyleyken Ramazan günlerinde genellikle yavaş tempoda çalışıyoruz.  Vites en fazla ikiye geçiyor!(böylece ilk olumsuzluğu ve ceza puanını kendimize vermiş oluyoruz) İşte böyle iki ile ağır ağır giderken, üçe çıkmak için bu kez de gündemdeki olumsuzlukları arşiv kayıtlarına geçirmeye çalışalım: İşte Ereğli’deki olumsuzluklar: ...
  • CANVER YAZDI : “ZONGULDAK’LA GURUR DUYDUĞUM AN”

    31 Mayıs 2019 EKONOMİ, GÜNCEL, GÜNDEM, KÖŞE YAZILARI, MAGAZİN, POLİTİKA, TÜM MANŞETLER

    Meslek yaşantımın ilk görev yeri Tokat ilinin yemyeşil şirin ilçesi Niksar idi. Karlı bir havada kaya kaya indiğimiz Dönekse rampasının, ovaya yüksekten bakan manzarasını yüreğim ağzımda olduğu için o gün fark edememiştim… Sonra o lezzetli keyifi defalarca yaşadım. 1983 yılının Ocak ayında indim Niksar’a, sabahın köründe. Bir sabahçı çorbacısında dumanı buram buram tüten çorbayı kaşıkladıktan sonra, bir başka erkenci kahvehanesinde demli bir tavşankanı ile içimi ısıtmıştım. Sıcacık bir karşılamayla yüz yüze gelmiştim Niksar Merkez Sağ...
escort istanbul sikiş izle bursa escort mersin escort tuzla escort eskisehir escort escort kayseri bursa escort